Kıbrıs’ta Talat Gitti, Eroğlu Geldi; Sonuçları Ne Olur?
Erol Manisalı tarafından yazıldı. Salı, 04 Mayıs 2010 14:58
KKTC’de M. Ali Talat’ın yerine, demokratik bir biçimde Derviş Eroğlu seçildi. Bu gelişme yalnız KKTC ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni değil Türkiye’yi, Ankara’yı ve küresel güçlerin bölge politikalarını da zamanla etkileyebilecektir.
Talat, yeni küresel düzenin bölge için öngördüğü bir biçimde iktidara getirilmişti. Talat’ı ABD, AB çevreleri ve Ankara desteklemişti.
- Talat, yeni küresel düzenin bir öğesi olarak uygulama yürüttü.
- Washington, Brüksel ve Ankara tarafından desteklendi.
- 1990 sonrasında ABD ve AB’nin yeni Türkiye ve Kıbrıs politikaları için elinden geleni yaptı.
- ABD ve AB’nin Kıbrıs’ta öngördüğü koşullara tam destek verdi. KKTC’nin bağımsızlığına o da karşıydı. Uzun vadede ada Türklerini, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti içinde bir azınlık durumuna sokacak olan formüllere yeşil ışık yaktı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yerine, Kıbrıs Türk Cemaati adı altında oluşturulacak bir özel statüye destek veriyordu. Kıbrıs Türk halkı tarafından Talat’ın gönderilmesi ve Eroğlu’nun getirilmesi, sadece Talat ve Eroğlu’nun kişilikleri ile ilgili bir mesele değildir.
Daha da önemlisi, ”temsil ettikleri zihniyetle ilgili bir konudur”. Reddedilen yalnız Talat değildir, KKTC ve Kıbrıs Türkleri için öngörülen küresel hesaplar şimdilik rafa kaldırıldı.
İşin daha da ilginç yanı Derviş Eroğlu’nun merkez ve merkez sağı; Talat’ın ise solu temsil etmesidir. Bu bağlamda KKTC’deki son iki seçim, küresel hesaplarla sağın çatıştığı istisnai bir olaydır.
Benzer asimetrik dönüşümlerin KKTC’den önce Türkiye’de başladığını kabul etmek gerekir. M. Ali Talat’ın temsil ettiği eski sol zihniyet, 1990 sonrasında Türkiye’de de büyük ölçüde erozyona uğradı ve küresel hesapların girdapları içinde yuvarlanmaya başladı.
Buna karşılık eski sağın uzantısı Demokrat Parti ve milliyetçi MHP, uluslararası ilişkiler (ve Kıbrıs) konusunda CHP ile yakın bir noktaya geldiler. Bu zorunluluk, yeni küresel dengeler (dengesizlikler) sonucu ortaya çıkan bir durumdur.
Ankara’daki çelişkiler…
Erdoğan hükümeti “yeni küresel düzenle uyum ve karşıtlık” arasında bir çelişki yaşamaktadır. İran ve Suriye ile geliştirdiği ilişkiler uzun vadede, ”yeni küresel düzenin bölge politikaları ile denk düşmüyor”.
- Hem küresel düzenin icaplarını yerine getirmek
- Hem de “içerdeki yeniden yapılanmalar da dahil olmak üzere” Ortadoğu açılımlarında bulunmak, çelişkileri beraberinde getiriyor.
Erdoğan hükümeti ile Tel Aviv arasında meydana gelen sorunlar, buzdağının su yüzündeki küçük parçalarıdır. Erdoğan hükümetinin Tel Aviv yönetimi ile olan sürtüşmeleri, sanılanın aksine, Kıbrıs Adası’nda da etkisini gösterecektir.
Talat gitti Eroğlu geldi; bu durum Davos’taki “one minute” krizinin KKTC’ye yansıyan demokratik ve “simetrik” uzantısıdır. Kıbrıs Türk halkı, “Bir dakika Talat Bey, bu iş böyle yürümeyecek, biz artık, küresel hesapların bir parçası olmak istemeyen Derviş Eroğlu’nu istiyoruz” demişlerdir. Batı Trakya’daki Türklerin durumuna düşeceklerini, geç de olsa anlamışlardır; hem de dışardan çok şiddetli olarak estirilen ters rüzgârlara rağmen…
Ve bir anekdot…
İki yıl önce konferans için gittiğimde Doğu Akdeniz Üniversitesi’ndeki bir Kıbrıslı profesör bana; “Kıbrıs’ta yeni bir cami yapmak KKTC’nin tapusunu sağlama almakla eşanlamlıdır” demişti. Önce biraz şaşırmıştım. Sonra düşündüm; KKTC’de cami bu anlama geliyorsa Türkiye’de de aynı şey geçerli olmaz mı? Rum kesiminde Ortodoks kiliselerinde Yunan bayrağının asıldığını bilirim. 1990’lı yıllarda da, Kardak Adası’na çıkan Yunan papazının elinde istavroz değil, mavi beyaz bayrağı sallandırdığını herkes iyi hatırlar. KKTC’deki Türkler de bu bağlamda bayrak ile camiyi birleştiriyorlar.
İleride acaba, kimler kimlere “one minute” diyecekler? Tabii uluslararası boyutta, içerde değil…
Bu arada, birkaç yıl önce Filistin’de yapılan seçimlerle KKTC’de yapılan son seçimlerden mutlu olmayan küresel çevreler, aynı taraftalar.
www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali


