Kıbrıs’ta Talat Gitti, Eroğlu Geldi; Sonuçları Ne Olur?

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

KKTCde M. Ali Talatın yerine, demokratik bir biçimde Derviş Eroğlu seçildi. Bu gelişme yalnız KKTC ve Kıbrıs Cumhuriyetini değil Türkiyeyi, Ankarayı ve küresel güçlerin bölge politikalarını da zamanla etkileyebilecektir.

Talat, yeni küresel düzenin bölge için öngördüğü bir biçimde iktidara getirilmişti. Talatı ABD, AB çevreleri ve Ankara desteklemişti.

- Talat, yeni küresel düzenin bir öğesi olarak uygulama yürüttü.

 

- Washington, Brüksel ve Ankara tarafından desteklendi.

- 1990 sonrasında ABD ve ABnin yeni Türkiye ve Kıbrıs politikaları için elinden geleni yaptı.

- ABD ve ABnin Kıbrısta öngördüğü koşullara tam destek verdi. KKTCnin bağımsızlığına o da karşıydı. Uzun vadede ada Türklerini, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti içinde bir azınlık durumuna sokacak olan formüllere yeşil ışık yaktı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yerine, Kıbrıs Türk Cemaati adı altında oluşturulacak bir özel statüye destek veriyordu. Kıbrıs Türk halkı tarafından Talatın gönderilmesi ve Eroğlunun getirilmesi, sadece Talat ve Eroğlunun kişilikleri ile ilgili bir mesele değildir.

Daha da önemlisi, temsil ettikleri zihniyetle ilgili bir konudur”. Reddedilen yalnız Talat değildir, KKTC ve Kıbrıs Türkleri için öngörülen küresel hesaplar şimdilik rafa kaldırıldı.

İşin daha da ilginç yanı Derviş Eroğlunun merkez ve merkez sağı; Talatın ise solu temsil etmesidir. Bu bağlamda KKTCdeki son iki seçim, küresel hesaplarla sağın çatıştığı istisnai bir olaydır.

Benzer asimetrik dönüşümlerin KKTCden önce Türkiyede başladığını kabul etmek gerekir. M. Ali Talatın temsil ettiği eski sol zihniyet, 1990 sonrasında Türkiyede de büyük ölçüde erozyona uğradı ve küresel hesapların girdapları içinde yuvarlanmaya başladı.

Buna karşılık eski sağın uzantısı Demokrat Parti ve milliyetçi MHP, uluslararası ilişkiler (ve Kıbrıs) konusunda CHP ile yakın bir noktaya geldiler. Bu zorunluluk, yeni küresel dengeler (dengesizlikler) sonucu ortaya çıkan bir durumdur.

Ankara’daki çelişkiler…

Erdoğan hükümeti yeni küresel düzenle uyum ve karşıtlıkarasında bir çelişki yaşamaktadır. İran ve Suriye ile geliştirdiği ilişkiler uzun vadede, yeni küresel düzenin bölge politikaları ile denk düşmüyor”.

- Hem küresel düzenin icaplarını yerine getirmek

- Hem de içerdeki yeniden yapılanmalar da dahil olmak üzere Ortadoğu açılımlarında bulunmak, çelişkileri beraberinde getiriyor.

Erdoğan hükümeti ile Tel Aviv arasında meydana gelen sorunlar, buzdağının su yüzündeki küçük parçalarıdır. Erdoğan hükümetinin Tel Aviv yönetimi ile olan sürtüşmeleri, sanılanın aksine, Kıbrıs Adası’nda da etkisini gösterecektir.

Talat gitti Eroğlu geldi; bu durum Davos’taki one minutekrizinin KKTCye yansıyan demokratik ve simetrikuzantısıdır. Kıbrıs Türk halkı, Bir dakika Talat Bey, bu iş böyle yürümeyecek, biz artık, küresel hesapların bir parçası olmak istemeyen Derviş Eroğlunu istiyoruz demişlerdir. Batı Trakyadaki Türklerin durumuna düşeceklerini, geç de olsa anlamışlardır; hem de dışardan çok şiddetli olarak estirilen ters rüzgârlara rağmen

Ve bir anekdot…

İki yıl önce konferans için gittiğimde Doğu Akdeniz Üniversitesindeki bir Kıbrıslı profesör bana; Kıbrısta yeni bir cami yapmak KKTCnin tapusunu sağlama almakla eşanlamlıdırdemişti. Önce biraz şaşırmıştım. Sonra düşündüm; KKTCde cami bu anlama geliyorsa Türkiyede de aynı şey geçerli olmaz mı? Rum kesiminde Ortodoks kiliselerinde Yunan bayrağının asıldığını bilirim. 1990lı yıllarda da, Kardak Adası’na çıkan Yunan papazının elinde istavroz değil, mavi beyaz bayrağı sallandırdığını herkes iyi hatırlar. KKTCdeki Türkler de bu bağlamda bayrak ile camiyi birleştiriyorlar.

İleride acaba, kimler kimlere one minutediyecekler? Tabii uluslararası boyutta, içerde değil

Bu arada, birkaç yıl önce Filistinde yapılan seçimlerle KKTCde yapılan son seçimlerden mutlu olmayan küresel çevreler, aynı taraftalar.

www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali