Yüreği Yağ Bağlayan Uzmanlar
Mustafa Balbay tarafından yazıldı. Cuma, 23 Nisan 2010 09:39
Mart ortasından nisanın ilk haftasına dek gazete haberlerini şöyle bir istatistiksel yaklaşımla okudum: Balyoz-Kafes-Ergenekon haberlerinde tutuklama ve sağlık içerikli olanlarla, soruşturmaların özüne ilişkin haber arasındaki oran nedir?
Özellikle bu soruşturmaların medya mahkemeliğini üstlenen yayın organlarında tutuklama ve tutuklananların sağlığıyla ilgili haberler, dosya içeriğine konu olan haberlerin yaklaşık dört katıydı.
Bir başka deyimle asıl olan insanların tutuklanması, sağlığı çok bozulmuş olsa bile cezaevinden çıkarılmaması. Hastanede ise bir an önce, ne olursa olsun dört duvarın arkasına gönderilmesi.
Davaların özüne ilişkin bir gelişme olduğunda verilen haberlerin özelliği de şu:
Aynı gazetede bir hafta içinde en az üç kez birazcık farklılaştırılmış tümcelerle yineleniyor.
Bu haberlerin üzerinde ise yönlendirici yoruma dayalı başlıklar yer alıyor. Pek çok “uzmandan” şu tür demeçler alınıyor:
“Dosyanın içeriğini bilmiyoruz ama, bu dava çok önemli!”
Haberlerin ayrıntıları bambaşka bir yazı ve inceleme konusu.
***
Türkçemizdeki binlerle ifade edebileceğimiz deyimlerden biri şu:
Yüreği yağ bağlamak.
Anlamı da şöyle:
“Kin duyulan bir kimsenin kötü duruma düşmesi karşısında duyulan rahatlama ve sevinme.”
Kendisi gibi düşünmeyenlere böylesine büyük bir kin besleyen, onların tutuklanmasından, sağlığının bozulmasından, her bakımdan yıpratılmasından büyük zevk alan kesimlere bir sorum var:
Sizin yüreğiniz ne zaman yağ bağlar?
Tutuklananlar, mahkeme önünde, “Bize suçumuzu söyleyin” diye çırpınırken mi?
Haklarındaki deliller kendilerine gösterilmediği için savunmasını hazırlayamayanlar, “Suçsuzluğumuzu nasıl ispatlayacağız” diye hukuk ararken mi?
Beklemediği anda cezaevine koyulan insanların tüm yaşamı, sağlığı altüst olunca mı?
Onların hastane raporlarını alıp tüm tahlillerini haber analizine yatırınca mı?
Ne zaman yüreğiniz yağ bağlar?
Hedef seçtiğiniz insanların kurumları da erozyona uğramaya başlayınca mı?
Özgürlüğün değil, tutukluluğun esas hale gelmesiyle mi?
Toplumdaki korku büyüdükçe mi?
Atatürk’ün Bursa Nutku suç delili olarak dosyalara girdikçe mi?
Yüreğiniz ne zaman yağ bağlar?
***
İnsanlar, karşı karşıya kaldıkları, inanamadıkları suçlamaları görünce, bunu onurlarına yediremeyip intihar ediyorlar. “Örgüt intihar emri mi verdi” deyip “onur”u parça parça ediyor “on ur” üretiyorsunuz...
Değil terör örgütü, ait oldukları meslek gereği Kanarya Sevenler Derneği’ne dahi üye olmadıklarını söylüyorlar. “Bu öyle bir örgüttür ki, kimileri üye olduklarını bile bilmezler” diyorsunuz...
Hukuk devleti ilkelerini bir yana bıraktık, yasa devleti ilkelerine bile uyulmadığı, yasaların ihlal edildiği örnekleriyle anlatılıyor. Bunları örgütü gizleme çabası olarak niteleyip, “Usuldeki hatalar önemli değil, esasa bakalım” diyorsunuz.
İnsanların onurlarıyla oynandıkça, kurumlar yıprandıkça, Türkiye normalleşiyor diyorsunuz.
Sistemin çökmesine şehvetle bakıp, bunun sancısını hissedenleri alaya alıyorsunuz.
Ameliyat olmak zorunda kalana, “Kendini kestirmeyi başardı” diyorsunuz.
Yüreğiniz şöyle doya doya ne zaman yağ bağlar sizin?
Bunca yağ...
Belki iktidarlar için şart ama...
İnsan olan insanın yüreği nasıl kaldırır?
ankcum@cumhuriyet.com.tr


