Cumhuriyet, Gazetemiz ve Balbay'a Dair Düşünüyoruz
İzmir Cumok tarafından yazıldı. Perşembe, 22 Nisan 2010 11:38
Sevgili Cumhuriyet Okurları, dostlar…
Ne zaman güçlü ne zaman hassas olmamız gerektiğini bilmemiz gereken zamanlardayız
Bir süredir, Cumhuriyet, Gazetemiz ve Balbay’a dair…
Olmakta olanı anlayabilmek için 16 Nisan 2010 Cuma Günü İstanbul ve Ankara CUMOK’larla birlikte İstanbul, Silivrideydik. (Silivri’ye gelemeyen diğer birçok il ve ilçe CUMOK’ların da neler olup bittiğini öğrenmeye ve anlamaya yönelik vekaletini de yanımızda götürdük)
Dostlar, duyduk ki öz olarak yaşananlar şöyledir:
1-Balbay, bundan 3 ay önce gazetemiz avukatının kendisine “Yayın kurulu yeni bir Ankara Temsilcisi atama eğiliminde” demesi üzerine avukata verdiği “Ankara’da gazeteden biri temsil görevini üstlenir, İstanbul’dan da siyasetle, günlük gelişmelerle ilgili yazar arkadaşlar devreye girer, bu süreç aşılır. Çıkınca çözümü masaya yatırırız. Birlikte yeni bir temsilci saptanır, ben gazetede diğer görevlerimi sürdürürüm” şeklindeki fikrini açıklamıştır.
2-Yine Balbay avukatına aksi olması durumunda “ medya Balbay’ın istemediği bu kararı başka türlü yorumlar, kaygım var. İç gerilim olabilir kaygım var. İç sorun yaratarak baskı sayısı (satış) artamaz” diyerek kaygılarını, "kendisine rağmen alınan bu kararı hançer olarak görürüm, üzülürüm” diyerek de mutabakata varılmadan alınacak bir kararın kendisi için ne anlama geleceğini dile getirmiştir.
3-Bu çözümlerini ve kaygılarını gazetemiz yönetimi ve bir ay önce yayın kuruluna tek tek yazdığı mektuplar yoluyla paylaştığı da bir gerçektir.
4-Sonrasında ise, bir tek Şükran Soner ziyaretine gelmiş ve her şeye rağmen orta bir yol bulacaklarını söylemiş fakat 2 gün sonra –ansızın- gazetede “temsilci atandığı” haberi çıkmıştır.
Dostlar, kısaca anlattığımız bu süreçte yanıtını aradığımız en önemli olan durum ise şuydu:
Balbay, Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi olduğu ve gazeteci olarak görevini yaptığı için hapiste olduğundan “Buradan o unvanla çıkmak isterdim, bu çok önemlidir.” demektedir.
Ki bu gerçekten çok önemlidir.
Balbay, Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi olduğu ve gazeteci olarak görevini yaptığı için Silivri’de dönüştürme hapishanesinde çürümekte çürütülmektedir
O halde aranması gereken hem Balbay’ın tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edileceği gün o ünvanla çıkmasını sağlayacak hem de o güne kadar temsilcilik boşluğu yaratmayacak çözümlerdir.
(Öyle değil mi?)
O halde soru şudur ?
Hem Balbay’ın tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edileceği gün o ünvanla çıkmasını sağlayacak hem de o güne kadar temsilci boşluğu yaratmayacak çözüm bulunmuş mudur?
Dahası ve önemlisi böylesi bir çözüm bulunmak istenmiş midir ?
Bu soruların yanıtı bizce açıktır !
Balbay’ın duruşma esnasında savcıların 2 defa müebbetten yargılamalarına rağmen “esas müebbeti artık gazetemizin temsilcisi olmadığına” atıfla makam müebbeti aldığını ve bundan sonra kalem müebbeti almamayı dilediğini söylemesi üzerine de yanıtlarımız netleşmiştir.
Bütün bunlardan sonra umulan odur ki :
Sayın İbrahim Yıldız ile Sayın Hikmet Çetinkaya’nın 19 Nisan Günü gazetemizdeki açıklamaları hem usul hem de esastan yapılan yanlışların farkına varılmasının sonucu doğal bir özür, bir gönül alma içtenliğidir.
Değilse, yanlışların idrakine varılmadan yazılmışlarsa- sadece okurların gazını alma girişimi olarak değerlendirilme ihtimali yüksektir.
Dostlar,
Mustafa Kemal’e ve Cumhuriyet’imize olan inancımızın ateşiyle Balbay, zindandan kurtulana kadar ruhlarını dinlendirmeyecek CUMOK’lar olarak bundan sonra neler yapabiliriz ?
1-Gazetemizden sözlerinin ardına eylemlerini koymalarını isteyebiliriz.(Sayın İ.Yıldız ve H.Çetinkaya’nın yazdıkları üzerine sözlerinin hakkını vermelerini isteyebiliriz.)
2- Sözlerinin ardında durma davranışının gereği olarak yönetimden ve tüm köşe yazarlarımızdan :
a- Balbay’dan sansürlemeden ve sansürlenmeden bahsetmelerini ,
b-Balbay ve geçirilen Ergenekon süreciyle ilgili yazı dizisi hazırlamalarını ve yayınlamalarını,
c-Balbay’ın bütün duruşmalarının genel yayın yönetmenimiz Sayın İbrahim Yıldız başta olmak üzere bütün yönetim ve yazar kadrosu tarafından izlenmesini,
d-İzlenen bütün duruşmaların gazeteye haber olmasının dışında Balbay ile ilgili bölümünün ayrıca haberleştirilmesini, ve Balbay’ın durumu ile ilgili ayrıca okurun bilgilendirilmesini,
e-Ergenekon tertibi ile Balbay’ın, onun duruşunun, ilkelerinin ve değerlerinin gündemden düşürülerek unutturulmak istenmesine ve böylece okurlarımız başta olmak üzere, gazetemizi okumasa da duruşunu önemseyen yurttaşlarımızın anlayışları ile zihniyetlerinin evriltilmesine izin verilmemesini,isteyebiliriz.
Ayrıca biz okurlar,
3-Başta Ali Sirmen, Erdal Atabek, ÜmitZileli, Orhan Bursalı, Ataol Behramoğlu, Oktay Akbal , Şükran Soner olmak üzere M.Kemal’in fikir gazetesi Cumhuriyete inanan tüm yazarlarımızın direncini ve iç gücünü arttırmak için kendilerine yazabiliriz.
4-Yine gazetemize, 19 Nisan günü Orhan Bursalı’nın köşesinde “İlhan Selçuk sonrası dönem” diye dile getirdiği bundan sonrası için Cumhuriyetimizin ve gazetemizin ilkeleriyle yoğrulmuş okur duyarlılıklarını ve beklentilerini sürekli ve kuvvetli bir biçimde vurgulayabilir, böylelikle bir gün tahammül edilmesi imkansız hatalar/tercihler yapılmasını önlemek üzere uyarı görevini üstlenebiliriz.
Öte yandan biz CUMOK’lar,
5- Gazetemizin, gerek “İlhan Selçuk sonrası dönem için” gerekse de Balbay ile girdiği sürecin, okurlarımız arasında 2. Bir Hasan Cemal Vakası gibi algılanmasını çok isteyen ve bunun için sürekli yarayı kaşıyan odakları (Okurları gazete almayı ve okumayı bırakarak Cumhuriyetimizin bir cephesini daha düşürdükleri için memnun olacak odakları),
O odaklar ki tüm cumhuriyet kalelerini teker teker içlerinden birbirlerine kırdırdıkları (yargıyı yargıyla, askeri askerle kırdırdıkları gibi ) gerçeğini asla unutmaksızın,
Söyleyeceğimizi kuvvetli ama bağırmadan söyleyebiliriz.
(Öyle değil mi?)
1924 ‘de, M.Kemal Atatürk, Yunus Nadi’ye İstanbul’a git ve Cumhuriyet’i çıkart dediği günden bu yana neye sahip çıktığını çok iyi bilenleriz, nasıl sahip çıkılması gerektiğini de…
Bizler Cumhuriyet Okurlarıyız !
Zaman ve zemin değerlendirmesini en iyi yapanlarız…
O yüzden diyoruz ki
Gün,
Cumhuriyetimize, gazetemize, Balbay’ımıza ve kendimize,
Gazetemize ve kendimize rağmen sahip çıkma günüdür
Kuvvetli ama bağırmadan…
Karar da vebal de bizimdir !
Dostlukla kalın
İzmir CUMOK


