Dengeler, Çıkarlar ve Katılımcı Demokrasi Arasındaki Bağlar
Erol Manisalı tarafından yazıldı. Salı, 23 Mart 2010 13:46
Charles de Gaulle’ün “Uluslararası ilişkilerde duygular ve ideolojiler değil, çıkarlar söz konusudur” ifadesi, 1990 sonrasının yeni küresel düzeninde daha özlü bir anlam kazanıyor. Ancak ulusların (toplumların) alt katmanlarına inildiğinde, duygular ve ideolojiler otonom dinamikler olarak öne çıkabiliyor.
De Gaulle’ün sözünde göz ardı edilmiş önemli bir şey var; bu ifade ancak, demokrasi ile idare edilen ülkeler açısından söz konusu olabilir. Fransa, demokratik bir ülke olan Kanada ile ilişkilerinde veya krallık yönetiminin egemen olduğu S. Arabistan ile olan ilişkilerinde C. de Gaulle’ün ifadesine sadık kalabilir.
Diktatörlükle yönetilen bir ülkenin uluslararası ilişkilerinde ise esas olan, “antidemokratik iktidarın çıkarlarıdır”, halkın çıkarları ikinci planda kalır.
Uluslararası ilişkilerde “denge, çıkar ve katılımcı demokrasi” üçgeni ayrılmaz bir bütünü oluştururlar. Katılımcı demokrasi yoksa ne halkın yararı (çıkarı) ne de uluslararası dengeler göz önünde tutulabilir. İç dinamiklerin otonom güdüleri ve küresel güçlerin yönlendirmeleri, işlerin nasıl yapılacağını belirler.
Türkiye’nin yüzleştiği sorunlar
Kıbrıs, Ermeni tasarıları, Güneydoğu, Dicle ve Fırat, Patrikhane, Afganistan, İran ve Kuzey Irak konularında “dış talepler” Türkiye’yi zorluyor. Bütün talepleri karşıladığınız zaman “sıfır sorun” durumu ortaya çıkıyor. Sıfır sorun politikası, yarınların “yeni sıfır sorunlarının” altyapısını hazırlamaya başlar.
Oysa insanlık tarihi ve bugün birçok ülkede ulaşılan demokratik yapılanmalar “paylaşım sorununu” sürekli yaşarlar. Demokrasilerde katılım, denge ve çıkar mücadelesi birlikte yürür.
İktisadi refahın paylaşımı ve dengelenmesi, bireysel ve toplumsal özgürlüklerin ve hakların karşılıklı çıkarlar doğrultusunda paylaşılması, sürekli bir mücadeleyi (kavgayı) zorunlu kılar.
Bir cambazın ip üzerinde yürüyebilmesi için sürekli mücadele etmesi (kavga vermesi) gerekir. Örgütlü toplumsal güçlerin iktisadi ve siyasi haklar doğrultusunda mücadeleleri, demokrasinin vazgeçilmez koşuludur.
- İçerde iktidar ve muhalefet mücadele (kavga) eder; katılımcı demokrasilerde örgütlü toplumsal katmanlar hem iktidar hem de muhalefeti oluştururlar. İçerde “sıfır sorun” demek krallık ya da diktatörlükle eşanlama gelir. Diktatörlerin astığı astık kestiği kestiktir. Onlar açısından hiç sorun yoktur.
- Uluslararası ilişkilerde (dış politikada) de sürekli olarak karşılıklı çıkarları koruma ve denge arayışları vardır. Birleşmiş Milletler’den Dünya Ticaret Örgütü’ne (WTO), Avrupa Birliği’nden Şanghay İşbirliği Örgütü’ne kadar bütün kurumlarda mücadele (kavga) ve denge arayışları sürekli yürür gider.
Sıfır sorun, dünyada ancak, yaşam tümüyle bittiğinde son bulur. Sorunlar ve onları çözme girişimleri kesiksiz vardır. Dünya (ve ülkeler) demokratikleştikçe sorunların nitelikleri de değişmeye başlar. Ancak gerek demokrasilerde gerek uluslararası ilişkilerde “sıfır sorun” diye bir şey olamaz.
Demokrasilerin yaşayabilmesi için katılım, paylaşım ve denge konularında sürekli mücadele (kavga) gerekir. Dünyada en büyük kavgalar ülkelerin bağımsızlıkları için verilmiştir. ABD’nin İngiltere’ye karşı bağımsızlık savaşından Türkiye’nin işgalcilere karşı İstiklal Savaşı’na kadar pek çok örnek görürüz.
Bağımsızlık mücadelesi “sürekli bir savaşımdır”. Avrupa, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, “Fransa ve Almanya başta olmak üzere”, ABD’ye karşı örtülü bir mücadele yürütmüşlerdir. Çıkarların korunması için bu dengeleme girişimleri vazgeçilmezdir. Önce dış mücadele (ve bağımsızlık) sonra iç mücadele (çekişme) ağırlık kazanmaya başlar. İngiltere, Almanya, İspanya savaş sonrasında demokrasi konusunda önemli iç kavgalar yaşadılar ve halen de yaşıyorlar.
2008 ekonomik krizi ABD, AB, Çin ve Rusya’nın uluslararası ilişkilerinde yeni mücadeleleri (kavgayı) doğurmuştur.
Demokrasi bir anlamda refahın ve özgürlüklerin paylaşımı, dengelenmesi ve karşılıklı çıkarlara göre gerçekleşmesi kavgasıdır. İnsanoğlunun bulunduğu her yerde bu devam edecektir.
Katılımcı demokrasi, denge arayışları ve çıkarların korunması mücadelesi insanlar ve insanlık var olduğu sürece aksamadan, kendi dinamikleri içinde yürüyecektir.
Türkiye’nin bugün dış ilişkilerinde yaşamakta olduğu derin sorunların arkasında, katılımcı demokrasi eksikliği ve buna bağlı olarak dengelerin ve çıkarların yeterince korunamaması zaafları yatmaktadır.
www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali


