Balbay’ın 300. Günü...
Son Güncelleme: Perşembe, 31 Aralık 2009 10:55 Orhan Birgit tarafından yazıldı. Çarşamba, 30 Aralık 2009 11:50
Bu sabah da gazetenizin birinci sayfasının sağ alt köşesinde Mustafa Balbay’ı, evinden ve okurlarından ayıran tutukluluk durumu ile ilgili, o kısa açıklamayı okumuş olmalısınız.
‘Mustafa Balbay 300 gündür tutuklu’
Cumhuriyet’in Ankara Temsilcisi ve köşe yazarının özgürlüğünü 300 gündür kısıtlayan savcılık iddiaları, meslektaşımızı ünlü Ergenekon terör örgütünün şüphelileri arasında gösterse de, kamu vicdanı, kendisinin de ısrarla vurguladığı gibi onun gazetecilik ile ilgili çalışmaları nedeni ile mahut davanın içinde gösterildiğine inanmaktadır.
Öyle olduğu için de, Mustafa’
İşte öyle bir tedbir nedeni ile 300 gündür demir parmaklıkların arkasında yaşam savaşı veren Balbay, “Gündem”i tıpkı Ankara Bürosu’ndaki çalışma odasındaymışçasına adım adım izlediğini gösteriyor.
Hapisteler ama..
18 Aralık’ta 736’ncı ölüm yıldönümünü törenlerle andığımız Mevlana’nın “Hapisteler Ama..” şiirinden okumuş olduğu “Diken içindeler, ama gül gibiler/ Hapisteler, ama şarap gibiler/ Gece içindeler, ama sabah gibiler” dizeleri ile kimlere, hangi mesajı veriyor?Star yazarı Şamil Tayyar ile Taraf yazarı Mehmet Baransu gazetecilik faaliyetleri nedeni ile bir süredir yargılanıyorlardı. Tayyar’a verilen hapis cezası ve Baransu’nun serbest bırakılma kararı nedeni ile arkadaşlarımıza elbette yakınlarından, meslektaşlarından geçmiş olsun mesajları gelmiştir.
Mesleğin, o yollarından geçmiş en eski bireylerinden birisi olarak, Balbay’ın Silivri Mahkemesi’nin tutanaklarına geçen sözlerini ötekilerden ayırarak sıra üstü görmelerini ve asla unutmamalarını dilerim.
Şamil ve Baransu da, çalıştıkları kurumlarda sorumluluk üstlenmiş olanlar da, bizim Ceza Yasamızın, özellikle Terörle Mücadele Yasası’nın, basın özgürlüğünü nasıl kısıtlamış olduğunun, sanırım ilk canlı örneğini kendileri ile ilgili bu dava ve soruşturmayı görerek değerlendirmişlerdir.Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi’nin dün yaptığı açıklamada Ceza Yasası’nın kabulü aşamasında iletişim özgürlüğünü tehdit eden maddelerin çıkmasını önlemek için Basın Konseyi ve Gazeteciler Cemiyeti’nin gösterdiği çabaya ilgi göstermeye tenezzül etmeyen meslektaşlarımıza yönelttiği sitem yerindedir.
Oktay’ın da söylediği gibi, o meslektaşlar mızrağın ucu kendilerine dokununca en hızlı özgürlük savunucusu olarak ortaya çıktılar.Özgürlüğün, her zaman ve herkes için lazım olduğunu ne onlar, ne de bugün, iktidarda olmanın kudreti ile kendilerini mitolojide dünyayı kaldıracak güce sahip olduğu anlatılan Atlas gibi görenler unutmasınlar.
Faks: 0 216 302 82 08 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir -kolay.net


