Balbay’ın 300. Günü...

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Bu sabah da gazetenizin birinci sayfasının sağ alt köşesinde Mustafa Balbayı, evinden ve okurlarından ayıran tutukluluk durumu ile ilgili, o kısa açıklamayı okumuş olmalısınız.

‘Mustafa Balbay 300 gündür tutuklu’

Cumhuriyetin Ankara Temsilcisi ve köşe yazarının özgürlüğünü 300 gündür kısıtlayan savcılık iddiaları, meslektaşımızı ünlü Ergenekon terör örgütünün şüphelileri arasında gösterse de, kamu vicdanı, kendisinin de ısrarla vurguladığı gibi onun gazetecilik ile ilgili çalışmaları nedeni ile mahut davanın içinde gösterildiğine inanmaktadır.

Öyle olduğu için de, Mustafa’

nın son sorgulamasında kimi meslektaşlarına gönderdiği sitem bana göre tam zamanında adreslerine ulaşmıştır: Ucu gelmez soruşturmalar herkese dokunur. Meslektaşlarım Mehmet Baransu ve Şamil Tayyara geçmiş olsun diyorum. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle nasıl en ağır suçlamalarla karşı karşıya kalınabileceği bizimle ortaya çıktı.” Tutuklama, ceza yasamıza göre, şüphelinin kaçmasını, o arada hakkındaki delil ve kanıtları ortadan kaldırma ya da karartmasını önlemek amacı ile yargıcın kullanması için verilmiş bir önlem, yasal deyimi ile tedbirdir.

İşte öyle bir tedbir nedeni ile 300 gündür demir parmaklıkların arkasında yaşam savaşı veren Balbay, Gündemi tıpkı Ankara Bürosundaki çalışma odasındaymışçasına adım adım izlediğini gösteriyor.

Hapisteler ama..

18 Aralıkta 736ncı ölüm yıldönümünü törenlerle andığımız Mevlananın Hapisteler Ama..” şiirinden okumuş olduğu Diken içindeler, ama gül gibiler/ Hapisteler, ama şarap gibiler/ Gece içindeler, ama sabah gibilerdizeleri ile kimlere, hangi mesajı veriyor?Star yazarı Şamil Tayyar ile Taraf yazarı Mehmet Baransu gazetecilik faaliyetleri nedeni ile bir süredir yargılanıyorlardı. Tayyara verilen hapis cezası ve Baransunun serbest bırakılma kararı nedeni ile arkadaşlarımıza elbette yakınlarından, meslektaşlarından geçmiş olsun mesajları gelmiştir.

Mesleğin, o yollarından geçmiş en eski bireylerinden birisi olarak, Balbayın Silivri Mahkemesinin tutanaklarına geçen sözlerini ötekilerden ayırarak sıra üstü görmelerini ve asla unutmamalarını dilerim.

Şamil ve Baransu da, çalıştıkları kurumlarda sorumluluk üstlenmiş olanlar da, bizim Ceza Yasamızın, özellikle Terörle Mücadele Yasasının, basın özgürlüğünü nasıl kısıtlamış olduğunun, sanırım ilk canlı örneğini kendileri ile ilgili bu dava ve soruşturmayı görerek değerlendirmişlerdir.Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşinin dün yaptığı açıklamada Ceza Yasasının kabulü aşamasında iletişim özgürlüğünü tehdit eden maddelerin çıkmasını önlemek için Basın Konseyi ve Gazeteciler Cemiyetinin gösterdiği çabaya ilgi göstermeye tenezzül etmeyen meslektaşlarımıza yönelttiği sitem yerindedir.

Oktayın da söylediği gibi, o meslektaşlar mızrağın ucu kendilerine dokununca en hızlı özgürlük savunucusu olarak ortaya çıktılar.Özgürlüğün, her zaman ve herkes için lazım olduğunu ne onlar, ne de bugün, iktidarda olmanın kudreti ile kendilerini mitolojide dünyayı kaldıracak güce sahip olduğu anlatılan Atlas gibi görenler unutmasınlar.

Faks: 0 216 302 82 08 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir -kolay.net