TÜİK’in Son Zırvası: En Zenginler, Ücretliler…

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Sıkıldım, girmeyeyim diyorum bu topa ama olmuyor, şeytan dürtüyor. Kanaat önderi diye geçinen ekran, köşe tutmuş sazanların ifadeleri dayanılır gibi değilBu sütunda kaç kez, TÜİKin gelir dağılımı, yoksulluk analizi adı altında yayımladığı bültenlerin bilimsel bir değeri olmadığını, gerekçeleri ile öne sürdüm. TÜİK, geçen hafta da 2006 ve 2007 yıllarına ait bölüşüm tablosu iddialarıyla ortaya çıktı ve gelir eşitsizliğinin iyileştiğini ileri sürdü.

 

Bu tür çalışmalarda, iki sorun var. Birincisi, anket için örneklem (numune) doğru seçildi mi, yani zengindiye kapısını çaldığınız, gerçekten zengin sınıfından mı; ikinci sorun, vergi kaçağının ve vergiden kaçınmanın, gizlenmiş gelir ve servetlerin cirit attığı bu toplumda, beyanla toplanan gelir bilgisine nasıl güvenileceği sorunudur.

Nitekim, bakın, TÜİKin karşımıza zengin sınıf olarak çıkardığı aileler nasıl bir profili çiziyor.

TÜİKin verilerine bakarsak, Türkiyede zengin dediğin, ayda evine 3 bin 500 TL dolayında para giren ailedir. Evet, yanlış okumadınız, TÜİKin en zengin yüzde 20 diye tanımladığı grupta, ortalama yıllık gelir 42 bin 781 TLdir. Bu da ayda 3 bin 565 TL eder. Şimdi bu gazetenin okurları, hemen evlerine giren geliri akıllarından geçirerek Meğer biz de en zenginler grubundaymışızdiye mutlu olabilirler!.. Düşünsenize, karı-koca çalışan iki devlet memuru, hiç olmasa 3 bin 500 TL geliri haneye getiriyorlardır. Alın size TÜİK zengini!.. Kız istemeye gittikleri aileye, Türkiyenin en zengin yüzde 20si içinde olduklarını yeminle söyleseler başları ağrımaz

TÜİKin zengin diye tanımladığı kesim, gelir pastasının yüzde 30una el koyan, büyük rantiyelerin, holding, banka sahiplerinin, genel müdürlerin, dev plazaların, köşklerin, villaların sahiplerinin oturduğu, ailenin bir akşam yemeğine 1000 TLyi su içinde ödediği İstanbulda bile aylık geliri 4 bin 500 TL olanlarİstanbuldaki en yoksul ailenin aylık geliri de 850 TL. Böyle olunca İstanbulun en zengini ile en yoksulu arasındaki gelir farkı 1’e 5 dolayında sadece. Türkiye genelinde bu fark 1e 8 olduğuna göre, İstanbulda daha adil!.. Ülkenin en yoksul bölgesi Güneydoğunun zengini de evine 2 bin TL girenler. Yani, maaşları, bölge tazminatları ile birlikte düşünüldüğünde, bütün polis ve subaylar, bürokratlar, böylece bölgenin zenginleri olmuş oluyorlar. Köy sahibi ağalar, uyuşturucu baronları, uçsuz bucaksız toprak sahibi Kürt feodaller de herhalde züğürt ağalar!..

***

TÜİKin kargaları güldüren bu bulgularında, seçilen örneklemin (numunenin) çürüklüğünü bir de şuradan anlayın. Anketle geliri sorulan TÜİK zengini aileler, evlerine giren paranın sıkı durun- yüzde 41inin maaş-ücretten, yüzde15inin emekli gelirlerden oluştuğunu ifade etmişler. Kâr-rant-faiz geliri diyenler yüzde 27den ibaret. Yani, TÜİK, bula bula zengin diye ücretli kesimin kapısını çalmış ve onlardan alınan gelir beyanları en üstte kaldığı için, zenginya da en yüksek gelirli yüzde 20 grup, yine ücretli-kesim olmuş. Peki nerede onca şirket, banka kârına, gayrimenkul rantına, mevduat faizine, ticaret kârlarına el koyanlar?

***

Bir şey daha; bu saçma sapan bulgular, OECD, AB gibi kuruluşlara gönderiliyor ve onlar da bunu ciddiye alıp bizi, bölüşümde dünya ülkeleri sıralamasında bir yerlere koyuyorlar. Türkiyede gelir dağılımı iyileşiyordiyorlar. Bakan Babacan gini oranlarının nasıl iyileştiğini iftiharla Başbakanı’na sunuyor, o da buna inanıp nutuk atıyor.

Bugünlerde Ankarada asgari ücret tespiti yapılıyor güya. Tartışma masasında, bilimsel bulgu diye yine bu TÜİK sefaleti tablolar var. Yoksulluk sınırının ne olduğu ve 4 kişilik bir ailenin ne kadar parayla geçinebileceği bu tür trajikomik bulgularla karara bağlanacak.

Varın, sefaletin boyutunu siz düşünün

 

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir