anasayfa/cumok/istanbul

MUSTAFA  KEMAL  “MİLİTARİST”  Mİ !..

Türkiye’nin  AB Daimi  Temsilciliği, AB Dış İlişkiler  Komiseri  Chris Patten,  “ilginç  bir  Mustafa  Kemal  “değerlendirmesi”  yapmış !..  Patten’e  göre   Mustafa Kemal,  “Türkiye’de  derin  devletin kurucusu”  imiş !..  Patten, “Atatürk’ün etnik  ve  dini azınlıkları  bölücü unsurlar  olarak  gördüğünü  ve  ordunun siyasi  hayatta  çok önemli bir  rol üstlenmesini sağladığını ifade  etmiş.  (26.5.2004, Günlük Basın)
İşin bu  “derin devlet”  kısmı,  ayrı bir tartışma konusu… Ama Mustafa Kemal’in  “ordunun siyasi hayatta  çok  önemli bir rol  üstlenmesini”  nasıl gerçekleştirdiği,  üzerinde  düşünmeye  değer  doğrusu !..
9 Eylül 1922’de  Mustafa  Kemal’in  tüm Türk ulusu  ve  Türk ordusu  üzerindeki  saygınlığının  en üst  noktada  olduğu  açık  bir  tarihi  gerçektir. 4  yıldır  süregelen emperyalist  işgal,  zaferle  sonuçlanan bir  bağımsızlık  savaşı  ile  son  bulmuştur. Bu  mücadelenin  önderi ve  ruhudur Mustafa Kemal… Bu  saygınlık,  1922’den  sonra  da  devam  eder.  Lozan Antlaşması ile  genç Türkiye  Cumhuriyeti’nin  kendini  hukuki ve  siyasi olarak da  tüm dünyaya kabul ettirmesi,  Mustafa Kemal’in  saygınlık ve etkisine  katkı yapar. 1922’de  saltanatın kaldırılması,  1923’te  cumhuriyetin ilanıyla  taçlandırılır. 1924’de, devrimin siyasi  boyutunun  diğer  bir  aşaması  tamamlanır : Hilafet  kaldırılır.
3 Mart 1924, bizim tarihimizde  “Hilafetin  kaldırıldığı”  ve “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”nun (Öğretim Birliği  Yasası)  kabul edildiği”  tarih  olarak bilinir.  Oysa  1924  senesinin  3  Mart  günü,  TBMM’nin  kabul  ettiği  bir başka  kanun daha  vardır. Aynı  gün 
ERKAN-I HARBİYE  UMUMİYE VEKALETİ  DE KALDIRILMIŞ VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞI HÜKÜMET VE SİYASET  DIŞINA ÇIKARILMIŞTIR.

Mustafa Kemal, ordu  ve  ulus üzerinde  etkisi ve  saygınlığı  en  üst  düzeydeyken, Genelkurmay Başkanlığını  hükümet  ve siyaset  dışına  çıkararak,  “militarizm” ve  “diktatörlük”   konusundaki  bu sözde  “eleştirilere”  en güzel yanıtı tam 80 yıl  önce  vermiştir.
Öte yandan Milli Mücadele ve erken Cumhuriyet dönemine  yönelik  çalışmalar yapan  tarihçilerin, Türkiye’de  “ordu-siyaset ilişkisi”  üzerine  incelemeleri  olan siyaset  bilimci ve araştırmacıların  tamamına yakın  kısmı  da Mustafa Kemal  döneminde  Türk  Silahlı Kuvvetleri’nin   siyaset dışında,  tarafsız bir konumda  tutulduğunu  teslim  ederler. 
Ama  bütün  bunların bir önemi  yoktur !.. Bizim üyesi  olmak  için yapmayacağımız  “fedakarlık” kalmayan AB’nin  Dış İlişkiler  Komiseri  Chris Patten, Atatürk’ün  ordunun siyasi  hayatta  çok önemli bir  rol üstlenmesini sağladığını söylemiştir.  Elbette bildiği bir “şeyler”  vardır. Biz Türkler, tarihimizi  ondan  iyi  bilecek  değiliz tabii  ki !.. 
Bu  bakımdan Chris Patten  bu bildiklerini  açıklarsa,   biz  de  hukuk, siyaset, ekonomi vb.  alanlarda  yaptığımız  “reformlar”  gibi  bir  “reform”  da  tarih  alanında  patlatır;  bu tarihi  “hatamızı”  da  düzelterek  AB’ye  girme  yolunda bir “engelden  daha  kurtuluruz !.. 

Tarihi,  kim “takar” zaten..  Bizim  tarih  deyince  anladığımız,  “müzakere tarihi”dir  artık !..

SERDAR  ANT

26.5.2004