Yaklaşık bin kilometrelik bir yolculukla, yoğun görüşmeler, tartışmalarla yüklü; Zonguldak ve Kocaeli Cumok'u ayağa kaldırma amaçlı; her iki ildeki devrimci insanlarla iyi ilişkiler kurmaya; Cumok'un gerekliliğini ve İstanbul Cumok'un çalışmalarını anlatmaya odaklı görevler zincirini, birbirimizle uyum içinde ve büyük bir başarıyla tamamlamanın, tatlı bir yorgunlukla taçlanmış mutluluğunu yaşıyoruz.
Yüreğimiz, "Uzun Mehmet-II Maden Ocağının Kuyusunda", yerin 465 metre altında kavrularak ölen 293 madencinin feci ölümlerinin ürpertisi; ve bu zorlu ortamda ülke ekonomisine katkıda bulunmaya, enerjiyi millî kaynaklarla temin etmeye ve özelleştirme dalgalarına karşı direnmeye çalışan yiğit maden emekçilerine, mühendislerine ve fedakâr ailelerine, Zonguldaklılar'a duyduğumuz minnet ve saygıyla çarpıyor.
Bu insanlarla, Ülkemizi, Cumhuriyetimizi ve Gazetemizi ayağa kaldıracak bir Cumok hareketini oluşturmak için bir gün ve gece beyin fırtınası yaşadık. Değerli yazarımız ve ağabeyimiz Sn. Ali Sirmen ile birlikte, 29 Ocak günü, Zonguldak Madenciler Lokali'nde bir toplantı yaptık ve ardından fikren yoğun, tartışmalarla yüklü verimli bir akşam geçirdik. Bu yoğun zihinsel çabanın ürünlerini karşılıklı olarak pek yakında almayı umut ediyoruz.
30 Ocak günü, Gâzi Mustafa Kemal Atatürk'ün "kağıdı olmayan emperyalizme direnemez" anlamına gelen özdeyişini somutlayan; ülkemizin temel direklerinden olan İzmit SEKA fabrikasına gittik. Yoktan var edilen bir ülkenin, kıt kaynakları verimli kullanarak yaratılan ülkemizin, en büyük kağıt fabrikaları kompleksinin parça parça peşkeş çekilmesine karşı yiğit SEKALILAR'ın aileleriyle beraber sürdürdükleri direnişe ve onlara vâr güçleriyle omuz veren İzmitliler'e, ülkenin dört bir yanından gelmiş aydınlara, emekçi dostlarının arasına katıldık. Konuşmalara, tanışmalardan sonra bizden önce gelenlerin yaptığı gibi, yerimizi bizden sonra gelen insanlarımıza bırakarak ayrıldık.
"Dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan bir örneği; okurlarının sırtına aldığı bir Gazeteyi, "SEKA SATILAMAZ" şeklinde bir başlık atan ve sürekli destekleyen Cumhuriyet Gazetesi'nin ve onun okurlarının oluşturduğu CUMOKLAR geliyor" sunuşu ile alkışla yıkılan salonu ve marşlar söyleyerek süren coşkumuzu, birbirlerimizi alkışlayarak, kucaklaşarak, bu direnişe katkı sunmanın onuruyla dolu göğsümüzle dolaşıyoruz. Yaşamlarını savunan, dedelerinden, babalarından miras kalmış bu Cumhuriyet Anıtı'nı, SEKA'yı, canları pahasına savunan emekçilere seslendik:
"Yurdun dört bir yanındaki Cumhuriyet Okurları'ndan, CUMOKLAR'dan sizlere, dayanışma ve coşkulu direniş selamları getirdik. Hepimiz, sizlere kucak dolusu sevgiler taşıyoruz" deyince ayağa kalkan salonu anımsıyoruz.
"SEKA İŞÇİSİ YENİLMEYECEK!" sloganını attığımız zaman, salonda doğan coşku fırtınası, bizi alıp nerelere sürüklüyor. Gözleri yaşaran arkadaşlarımızı, boğazına bir yumruk düğümlenen kardeşlerimizi ve kahraman SEKALILAR'ın hayallerini, gözlerimizin önünden bir an bile uzaklaştıramıyoruz.
İnanıyoruz ki, yaşamlarını savunan SEKA işçileri, emperyalizmin işbirlikçilerinin kurdukları tuzağı, yapmayı düşündükleri kötülükleri, AKP'nin peşkeş çekme isteklerini püskürtecek ve SEKA; küreselleşmeye; onun aracı olan özelleştirmeye karşı işçi sınıfımızın, ülkemizin aydınlanma birikiminin, ulusal bağımsızlıkçılığın zaferini yaşayacaktır.
Bu iki günlük maratona katılan ve katkıda bulunan CUMOKLAR'a da bin selam, kucak dolusu sevgiler...
Saygı ve dostlukla,
İstanbul Cumok İletişim Sorumlusu
Namık Kemal Boya
