|
Değerli
Arkadaşlar,
Kurtuluş Savaşımızın
yükünü omuzlayan kadınlarımızdan birini anmanın zamanıdır.
Yazar Güler
Kömürcü'nün yazısı bizim bir kadın kahramanımızı güncelleyerek bilgimize
sunuyor, anı ve akıl tazelemeye fırsat veriyor.
Kadınlarımızın
sadece mermi taşımadığı, cephe gerisi yoksunluk ve yoksulluklara
direnmediğini, aynı zamanda cephede düşmanı kovalarken ölümüne kurşun
sıktığını da anlatıyor.
Bunu daha da somut
görmek isterseniz, Dumlupınar'daki şehitliğe gidiniz ve sağ ön tarafta
yanyana yatan 20-21 yaşlarındaki Ayşe, Emine ve bir diğer Fatma'nın
mezarlarını ziyaret ediniz.
Bugün, Atatürk'ün
kadınlarımıza haklar kazandıran Cumhuriyet Devrimini karşıdevrim,
kadınlarla yıkmaya çalışıyor.
Cumhuriyet'in
kadınları da birer Kara Fatma olmayı; ruhu karalara bürünmüşlerin
ulusal bağımsızlığı, aydınlığı, kazanılmış haklarını yoketmelerine karşı
direnmeyi esas almayı düşünmelidirler. Bu görev sizlerin de
çocuklarınızın da geleceğini belirleyecektir.
Sandıkta oy atarken
bile, "beyim bilir" diyecek duruma düşürülmüş olan kadınlarımızı
cehaletten, aymazlıktan, dinsel gericilikten kurtarmakta rolün büyüğü
bu gün de kadınlarımıza düşmektedir. Bu onurlu mücadelede görevlerin
yapmakta zorlanan, hatta bazan uzak duran erkeklerinizi yola getirmek ve
seferberliğe katmak da sizlere düşüyor.
Ulusal Bağımsızlık
Savaşımında en onurlu yer sizlerindir.Kadın-erkek ayırımsız bu
mücadeleye katkı koyduğumuzda dağları devireceğimiz kuşkusuzdur.
Aksi halde, bu
durumu gidermek için daha büyük zorluklarla yüzleşeceğimiz çok açıktır.
Saygı ve dostlukla,
Namık Kemal Boya
O
‘Fatma’ Kara Fatma olsun mu?
Erdoğan’ın 29 Ekim resepsiyonunda, Kuzey Irak’a olası operasyonla ilgili
soruya verdiği cevap kamuoyunda merak konusu oldu. Erdoğan, Kıbrıs
parolasına atfen, “Ayşe tatile çıkacak mı?” sorusuna, “Belki bu kez
Fatma tatile çıkar” esprisiyle yanıt verdi. Sizce kast- edilen Fatma
kim? Bence; bu bir sembol anlatım dolayısıyla da ‘Fatma’nın nüfus kaydı
değil, ‘söz konusu savaş’ olduğunda Fatma tiplemesiyle topluma sunulmak
istenilen ‘rol modeli’ önemli olmalı.
İçinde bulunduğumuz bu hassas süreçte, malum TV programlarıyla milli
duyguları törpülenip, günlük bireysel kaygılarla formatlanan, ‘bir dizi
sözde aydın’ın gözüyle politik duruş belirleyerek şartlı refleks veren
‘bir kesimdeki’ Türk kadınlarına, ‘tatile gönderilmeye hazırlanan Fatma’
sembolü üzerinden, milli mücadele döneminin kadın kahramanlarından ‘Kara
Fatma’ ruhu ile gönderme yapmak (evet, biraz da kışkırtmak) istiyorum
efendim. Bakalım, Kara Fatma kimdi?
Kuvayi Milliye devrinde en çok adı işitilen kadın kahramanlardan biri de
Erzurumlu Fatma Seher Hanım’dır. Kara Fatma diye anılan Seher Hanım
kadın subaylarımızdandı. Kara Fatma’nın kocası, Vanlı Ezdeşin Bey idi.
Büyük Sarıkamış kavgasında şehit düşmüştü. Savaş başlayınca Van’a,
babası meşhur aşiret reisi Yusuf Abdal Ağa’nın yanına gitti. Vatan o
günlerde derin, karanlık bir girdaba doğru yuvarlanıyordu. İngiliz
zabitleri, üç taraftan sınırları aşmıştı, kimi yerde Rumlar, kimi yerde
Ermeniler, kimi yerde her iki unsur birden saldırıyordu.
Kara Fatma yaşadığı Van’da vatanında olan biteni gördükçe için için
yanıp tutuşmaya başlamıştı. Asabi, hasta, sert olmuştu. Bir gün geldi
ki, kadınlık sükunundan eser kalmadı. Erzurumlu Ayşe Hanım’ın kızı artık
daha fazla duramadı ve bir gün kardeşi Mehmet Çavuş’ la birlikte ‘milli
mücadele teşkilatına’ adam toplamaya koyuldu. Kısa sürede yüzelli kişi
topladı. Ve Kara Fatma partizan ekibine kabul edilmek için bizzat
Mustafa Kemal’e başvurdu, Atatürk’ün tavsiyesi üzerine Kocaeli’ne
yollandı. Kara Fatma 9 yaşındaki kızı Fatima’ yı da yanına alıp Kocaeli
civarında Taşköprü’ye yerleşti.
Ve... Türk Ordusu, İzmit üzerinden taarruza başlayınca, Kara Fatma
orduya katılarak Kuvayı Milliye’ nin kahraman askerleriyle birlikte
düşmana karşı savaştı, tam dört gün boyunca... Bir yandan, harp ediyor,
bir yandan da yaralanan askerlerin yaralarını sarıyordu. Ağustos 1921’de
düşman, Kara Fatma’nın tuttuğu cepheye; Kaynarca, Bereket Karadin
üzerinden taarruza kalktı. Kara Fatma sol kolundan yaralandı. Ama,
başardılar, düşman geriye çekildi. Kara Fatma muzaffer olmuştu.
Fatma Hanım izinli olarak Ankara’ya geldiğinde... O tarihlerde Ankara
sokaklarında elinde kırbaç, belinde fişeklik, ayağı çizmeli bir kadın
dolaşırdı. Bu kadın İzmit Takım Komutanı Kara Fatma’ydı işte.
İzmit’ te iken orada ‘Yardım Heyetinde’ bulunan bir Amerikalı, Kara
Fatma’nın fotoğrafını çekmek istemiş ve Fatma Hanım’a, fotoğrafını
çekmesine izin karşılığında ne istediğini sormuştu, Fatma Hanım, ‘Hani
on beşli İngiliz silahları vardır, onlardan bulamadım, hediye edersiniz
çok makbule geçer’ demişti. Amerikalı, yüzük, bilezik, küpe yerine,
silaha meyli olan bu kadının karşısında cidden hayrette kalmıştı.
Ve bugüne bakalım... Bugün acaba Kara Fatma yaşasaydı, malum TV
programları aracılığıyla çekirdek aile yapısına, milli değerlere atılan
‘psikolojik savaş bombalarına’ karşı nasıl bir mücadele verirdi?
Bugün acaba Kara Fatma yaşasaydı, Türk ekonomisinin yüzde 95’inin
özelleştirme adı altında yabancılar tarafından işgaline, ulusunun
geleceğinin ‘dış borçlanma’ yoluyla karartılmak istenmesine nasıl engel
olmaya kalkardı?
Bugün acaba Kara Fatma yaşasaydı, vatanının bekasını koruyan
kurumlarına, askerine düşman olan, üniter yapıyı bozup, federasyona
geçmek isteyen, yolsuzluğun adını ‘huzur hakkı’ koyan içimizdeki
birilerine nasıl karşılık verirdi?
Bugün acaba Kara Fatma yaşasaydı, canını verip kurduğu vatanının
sınırlarına göz dikenlerin ‘savaş çığlıklarına’ kulağını kapatır mıydı?
Bugünün şartlarında ‘demokratik sivil yapılardaki, medyadaki, sanat
dünyasındaki, siyasetteki, iş dünyasındaki vb.. alanlardaki’ Kara
Fatmalar nerede ey seferberlik ilan etmiş okur?
02.11.2007 Akşam Gazetesi - Güler Kömürcü
|