29.12.2007


 

 


 

Solcu muyuz? Milliyetçi miyiz?

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim

Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde

                                               Ziya Paşa

Ender Erdemil

 

Sağcılık ve solculuk kavramları, bilindiği gibi 18. yüzyılda ortaya çıkmış kavramlardır. Fransız Devriminden sonra toplanan Ulusal Mecliste, “devrimciler”, yani burjuvazi taraftarları, meclisin sulunda, “muhafazakarlar”, yani Kralcı olanlar meclisin sağ tarafında oturmuşlardır. Bu da destekledikleri grubun mecliste oturduğu yere göre insanları sağcı yada solcu yapmıştır.

 

Solda oturan bu Fransız yurttaşları, Fransa’da Kralı devirdiler, “ulus devlet” in kurulmasına önayak olarak bugünkü Fransız Milliyetçiliğinin temellerini attılar.

 

Demek ki, Fransa’nın, 18. yüzyılda yaşayan solcuları, milliyetçiydi. Hem de koyu Fransız milliyetçisi.

 

Bu milliyetçiler bir şey daha yaptılar. Fransa’da kapitalizmi kurup liberalizmi topluma egemen kıldılar. Ancak, hızla genişleyen sınıf çelişkileri, burjuvalarla işçi sınıfını, zaman, zaman da köylülüğü karşı karşıya getirdi. Fransa altüstlükler yaşadı. 4 kez yıkılan Cumhuriyetin yerine yenileri kuruldu. Bugünkü; Fransa’nın 5. Cumhuriyetidir.

 

2. Enternasyonal, Birinci Dünya Savaşının başlamasından az önce, solcuların kendi aralarında milliyetçilik konusunda anlaşamamasından dağıldı. Zamanın Alman sosyal demokratları, Bernstein ve Kautsky, enternasyonalizm yerine milliyetçiliği seçerek, dünya pazarından payını almak isteyen Alman sermayesinin yanında yerlerini aldılar. Yani Alman solcuları da milliyetçiliği seçtiler. Hatta işi daha da ileri götürüp “Sosyalist Kolonici Politika” kavramını “literatüre” soktular. Savaşa ortak olarak, Avrupa’nın yıllarca döktüğü kanın ve gözyaşının vebaline ortak oldular.

 

2. Dünya savaşı; Alman ırkının üstünlüğünü, savunduğunu söyleyen ancak asıl yaptığı iş, “Alman Finans-Kapitali” nin fedailiğinden başka bir şey olmayan Hitler’in milliyetçiliğinin çöküşüyle birlikte bitti.

 

Tarih; tek başına, soyut, sınıf çelişkilerini yadsıyan, halkçılıktan kopuk milliyetçiliğin, Ziya Paşa’nın, dediği gibi, gökte yıldız ararken, yolundaki çukuru göremediğini gösterdi.

 

Mustafa Kemal Paşa, “Türk Devrimi” projesini ortaya koyup, ilkelerinin altını da kırmızı kalemle çizdi. Bunu yaparken, hem Türkçülükten vazgeçmedi, hem de milliyetçiliği yeniden tanımlayarak, milliyetçilerin önüne barışçı ve ilerici bir hedef koydu.

 

Küreselleşen dünyada, artık, sağcılık ve solculuk kavramlarının pek fazla önemi kalmamıştır. Avrupa’nın solcusu; kendi ülkesinin milliyetçisi, küresel sermayenin savunucusu, ezilen insanlığın da ezeli düşmanı haline gelmiştir.

 

Dünyanın ezilen tarafında solcular, Avrupalının her şeyin iyisini bildiğini sandıklarından, solculuğu, onların solcuları gibi yapmayı marifet sayıyorlar. Küreselleştirmecilerin önlerine koyduğu “yükselen değerler” i “İnsan haklarının korunmasına hizmet eder”, “ulusal sorunun çözümüne ışık tutar” belliyorlar. Küresel sermayenin siyasetini gütmeye “enternasyonalizm” diyorlar. Kendi insanlarıyla çelişkiye düşüp, “Müslüman mahallesinde salyangoz satar” duruma düşüyorlar.

 

Geçmişten bugüne “milliyetçi” bilinerek gelenler de Türk İslam sentezi, Yeni Osmanlılık, Osmanlılığın diriltilmesi gibi, gökte yeni yıldızlar arıyorlar. Bu yıldızları ararken Mustafa Kemal Paşa’nın önlerine koyduğu milliyetçiliği yadsıyıp, Türk Devrimi’nin tartışılmasında, karşı-devrim saflarında taraf oluyorlar. Türk Devrimi’nin parçalanma sürecine katılarak, küresel sermayenin “Cumhuriyeti yıkma” çabalarına ortak oluyorlar.

 

Artık, milliyetçi olma kavramı, sağcı veya solcu olmakla bağlarını kesmiştir.

 

Küresel sermayenin anavatanında milliyetçi olmak, küresel sermayenin dünyayı talan etmesini savunmak demektir. Zira, sömürünün getirisinden ülke yurttaşlarına düşen pay yüksek refah ve kaliteli yaşamdır.

 

Küresel sermayenin talan ettiği ülkelerde milliyetçi olmak, küresel sermayenin talanına karşı çıkmaktır. Zira, bu talan ülke yurttaşlarına yoksulluk ve sefalet getirmektedir.

 

Günümüzde kişinin milliyetçi olup olmadığını belirleyen şey, hangi ülkede yaşadığı, ve kimin yanında durduğudur.

 

Ender Erdemil
27 Aralık 2007

 

 


<Anasayfa