10.09.2007


 

 


Mustafa Yıldırım

MOON’UN KERAMETİ TÜRKİYE’YE YARADI

Sung Myung Moon’u anımsarsınız: Kore’de CIA ile işe başladığında genç bir Elektrik Mühendisiydi. ABD’nin Anti-komünist Birliği’ne yardımcı oldu; Vietnam’da savaşacak gönüllüler topladı. Binlerce yıldır yinelenen kirli işlere ‘kamuflaj’ olarak dini kullanırlar. Genç Moon da bunun bilincindeydi; senaryoyu kurdu ve öncelikle tüm Hıristiyanları birleştirmek için işe baladı. Birleştirme Kilisesini yapılandırdı.

Mezheplere bölünmüş olan Hıristiyanları birleştiriyorum diye, diye kendisini ‘Mesih’ (kurtarıcı) ilan etti.

ABD’nin de, Tanrının hizmetinde dünyayı kurtaracak devlet olduğu palavrasını gerekçe göstererek, ABD’ye hicret etti. Kişisel bunalımları olan kişileri örgütüne kattı; varolan inançlarını silerek yerine kendi doktrinini yerleştirdi. Onları gün 20 saat karın tokluğuna çalıştırdı. Müzik grupları, şirketler, okullar,gazeteler, gingsen ticarethaneleri, fabrikalar ve yakuzalarla, mafyalarla, Türkiye Nurcularıyla, ilahiyatçılarıyla vb. ilişkiler… Öykünün gerisi örümcek ağında.

Moon’un, Amerika’da onca mürit varken, Kore’den 14 yaşındaki kız çocuğunu (Samsoon Hong) getirip oğluyla evlendirmesinde bir keramet olmalı.  

Kerametin gerisi kız çocuğunun acıklı öyküsü… Çocuk yaşta gelin olarak girdiği ailede 14 yıl çile çeken Hong sonunda kaçmayı başardı.

Onunki kötü talihti diyelim; ne de olsa her 14’lünün sonu Hong’un ki gibi olmuyor.

Moon’un genç oğlunun sonu da her Amerika’ya giden ünlü babanın çocuğununkine benzemedi ve zavallı genç tarikat cehenneminde önce uyuşturucuya sonra da intihara sürüklendi; ama ne gam;

Mesih Baba Moon, Bushlarla ahbaplığını sürdürüyor.

Talih işte: Bazı çocuklar oralara 1 yaşında gidiyor; dönüp geliyor ve Washington-Monaco-Telaviv yollarında Türk gençliğini Amerkan uşağına dönüştürüyor.

*

Moon gibi ABD’ye hicret eden Saidi Nursi taklitçisinin (Ayrıntı için Bkz. Meczup Yaratmak) örgütü, neredeyse Moon şebekesinin kopyası… Kopyanın da ötesinde her iki şebeke içlidışlı.

İçlidışlılıktan güç doğar: Moon’un Hıristiyanları, Musevileri ve Müslümanları birleştirme tezgâhının Türkiye ayağına katılan genç adamın yükselişi de hiç şaşırtıcı değil.

Moon toplantılarının unutulmaz katılımcısı Sabahattin Zaim’in öğrencisi Cumhurbaşkanı olunca, zamanın o genç adamı da hükümet danışmanlığından köşk danışmanlığına zıpladı… Bakalım yine Mooncuların ahbabı ilahiyatçı Osman Zümrüt ve Salih Tuğ ne olacaklar?

Laikliğe bağlılık işte böyle bir şey! Pek yakında ABD’de olduğu gibi şeyhlerden, papazlardan, hahamlardan oluşan bir Yüksek Din Konseyi kurulursa şaşmayın; çünkü ABD’de ne yapılırsa tıpkısının burada yapılması artık farz oluyor.

*

Yıllardır Türklerin ahlakı değişiyor dedikçe içten içe kırılanlar oluyordu… Neyse ki seçim değişimin bir kanıtı oldu: En Türkçülerle, Türk adını anmaktan kaçınan Başbakan, Söğüt’te Türkçülük kutladılar.

Yıllar önce Emin Çölaşan’ın “Turgut Nereden Koşuyor?” adlı kitabı Özal’ı da, çevresine topladığı çıkarcıları da sarsmıştı. Kitapçıların önünde yüzlerce metre uzunluğunda kuyruklar oluşuyor; kitabı bulamayanlar okuma sırasına giriyordu.  Dünya siyasal tarihinde olmayan oldu ve bir kitabın etkisiyle Özal’ın arkasındaki halk desteği dibe vuruverdi. Kitapta devlet yönetim ciddiyetine uymayan, sonradan görme hanedancıların rezaletleri, yolsuzluklar vb. anlatılıyordu.

Aradan çok değil 19 yıl geçti. Yozluluklar, rezaletler birbirini izledi. Devleti yönetenlerin servetleri katlandı. Özal döneminde oğulların yaptığı servet, yeni oğulların servetleri yanında bahşiş gibi kaldı.

Yolsuzluklar, açıktan yapılan soygunlar yazıldı, çizildi, kanıtlar gösterildi. CHP bu konuları seçim alanına taşıdı ve umdu ki Başbakan oğlunun gemisinden, villalardan, köşklerden söz edilirse oylar düşer; tıpkı eskilerde olduğu gibi…

Oysa tam tersi oldu ve oylar düşeceğine katlandı. İlk akla gelen neden; soygunun, vurgunun tüm Anadolu’ya ve toplumun daha alt tabakalarına yayılması olabilir. Yolsuzlukların, soygunların artık kitlesel ortaklar yaratıyor; ama hangi ekonomik, toplumsal gerekçe bulunursa bulunsun, ahlakın altüst olduğu gerçeği değişmez!

 

 

 


<Anasayfa