|
EMRE KONGAR
12 Eylül'ün Zaferi: 22 Temmuz ve 28 Ağustos
Sevgili okurlarım, Türkiye'nin Çok Partili Düzen serüveninde
bazı günlerin tarihleri artık simgeleşmiştir.
Örneğin 14 Mayıs 1950.
Demokrat Parti'nin serbest seçimleri kazanarak iktidara
geldiği gündür.
Tek Parti Döneminin bittiğini ve Türkiye'de Çok Partili Düzen
çerçevesinde iktidarın el değiştirdiğini simgeler.
Örneğin 27 Mayıs 1960.
Askerlerin bir müdahale ile Demokrat Parti'yi iktidardan
uzaklaştırdığı tarihtir.
Hem demokrasiyi yozlaştıran ve hukuk dışına çıkaran bir sivil
iktidarın askerler tarafından cezalandırıldığını, hem de Türkiye'de
askeri müdahalelerin başladığını simgeler.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş Sosyal Refah Devleti
yapısına kavuşturan, temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan
atılımların da simgesidir.
Örneğin 12 Mart 1971.
Yine askerlerin sivil iktidarı düşürmek için muhtıra verdiği
gündür.
Amerikan etkisinde bir Soğuk Savaş müdahalesini, 1961
Anayasası'ndan geri gidişi, Türkiye'deki özgürlükçü demokrasinin sona
erdiğini, baskıcı devlet uygulamalarını simgeler.
Örneğin 12 Eylül 1980.
Kenan Evren 'in liderliğinde yapılan bir askeri darbenin
tarihidir.
Askerlerin yine Amerikan etkisiyle iktidara el koymasını;
özgürlükçü, demokratik, çağdaş Sosyal Refah Devleti yapısından tümüyle
geriye dönüşü; yeni bir baskıcı, antikomünist bir Soğuk Savaş devletinin
kurulmasını simgeler.
Örneğin 28 Şubat 1997.
Bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısı tarihidir.
Milli Tehlike olarak komünizmin kalktığını yerine irticanın
geçtiğini, zorunlu eğitimin sekiz yıla çıktığını, İmam Hatip okullarının
orta kısımlarının kapatıldığını, Amerikan karşıtı bir dinci partinin
iktidar ortağı olamayacağını simgeler.
***
Şimdi bu tarihlere iki yenisi daha eklendi:
22 Temmuz 2007.
AKP iktidarının ikinci kez seçimleri kazandığı gündür.
Dinci Oligarşi iktidarının pekiştiğini simgeler.
28 Ağustos 2007.
Abdullah Gül 'ün Cumhurbaşkanı seçildiği tarihtir.
Dinci Oligarşik yapının devleti de denetimine alarak
kurumlaştığını simgeler.
***
Bu tarihler arasında kimi zaman karşıt, diyalektik, kimi
zaman da doğrusal, güçlendirici bir ilişki vardır.
14 Mayıs 1950, demokrasiyi yozlaştırdığı için, diyalektik
olarak özgürlükçü Sosyal Refah Devleti'ni getiren 27 Mayıs 1960'a
yol açmıştır.
27 Mayıs 1960, Türkiye'yi özgürleştirdiği için diyalektik
olarak , baskıcı ve Amerikancı 12 Mart 1971'e neden olmuştur.
12 Mart 1971, doğrusal olarak, güçlendirici biçimde 12
Eylül'ün yolunu açmıştır.
12 Eylül 1980, dinciliği güçlendiren faşizan 1982
Anayasası'yla, bütün demokratik ve sol güçleri, oluşumları, örgütleri ve
kişileri baskıya alan uygulamalarıyla ve Özal' ı iktidara
taşımasıyla, diyalektik olarak 28 Şubat 1997'ye yol açmıştır.
(Yalnız burada bir dış faktör olarak Sovyetler'in yıkıldığını ve Soğuk
Savaş'ın bitmiş olduğunu unutmamak gerek.)
28 Şubat 1997, dinci politikacıların ve onlara destek
verenlerin tepkilerine neden olduğu için diyalektik biçimde ,
buna karşılık, Amerikan karşıtı bir dinci partiden, Amerikan
düşmanlığını reddeden, tam tersine ABD uzantısı haline gelen bir dinci
parti (AKP) ürettiği için doğrusal olarak , 22 Temmuz'a ve 28
Ağustos'a yol açmıştır.
***
Ama bütün bu oluşumlar içinde en önemli belirleyici, çağdaş
Sosyal Refah Devleti'ni tümüyle yok eden, toplumdaki bütün demokratik
oluşumları baskılayan ve dinciliğin önünü açan 12 Eylül 1980'dir.
|